fullstack developer cilginligi

Fullstack Developer Çılgınlığı! Yazılımcı Tasarım da Yapmalı mı?

Eminim son birkaç yılda artan “Fullstack Developer” ilanlarına siz de rastlamışsınızdır. Herkes “hepsini birden yapacak” İsviçre Çakısı veya “Hepsine Hükmedecek Tek Yüzüğün” peşinde. Öyle Bir Dünya Yok!

Bunda ekonomik sebepler var, 3 kişiye vereceğimiz maaşı 1 kişiye verelim güdülenmesi veya yazılım ekibini yönetecek biri lâzım olabilir. Hepsi de doğru olabilir – hiçbiri de. Bu, firmadan firmaya değişebiliyor. Patron şirketlerinde tek kişinin inisiyatifine kalmış alımlar olabiliyor. Bunlar bu yazının konusu değil.

Bu yazının iki ana konusu olacak.

İlki; gerçek anlamda Fullstack Developer denen yetkinliğe sahip (olduğunu iddia eden) yazılımcıların aslında çok az tecrübe ve olması gereken uzmanlık alanlarında aslında ancak “fikir sahibi” bilgiyle bu pozisyona gelmeleri, ya da aday olmaları.

İkincisi ise; yeni ürünlerin (modüllerin – projelerin – sayfaların) sadece yazılımcıların inisiyatifinde – hazır kütüphanelerle, bazen çalakalem şekilde “çalışsın yeter” bakış açısıyla çıkarılmaları. İzninizle, bir tasarımcı olarak bunun sakıncalarına değinmek istiyorum.

Özel sektörde de, kamuda da durum çok farklı değil. İki sektörde de çalıştım. Süreçlerin iki tarafta da -ufak nüanslar haricinde- hemen hemen aynı olduğunu söyleyebilirim.

fullstack developer cilginligi

Önce Konuşulmayanı Konuşalım

Bazı kurumsal firmalar yapılanmalarında tasarım ekiplerine (UX) önem vermeye çalışılsalar da, bunların neredeyse yarısı göstermelik kalıyor. Göstermelik olmayanlarda ise yapım aşamasında sürece dahil edilmeyen tasarım ekipleri, ürün çıktıktan sonra “aman ortalığı toparlayın” telaşı içinde devreye sokuluyor. Sektörden olmayan birinin bile anlayacağı gibi bu tabii ki çok yanlış ve hantal bir uygulama.

Neden? Ne oluyor ki?

Anlatayım. Ürün hızlı çıkmış gibi görünüyorsa da, asıl amaç idareye veya üst yönetimlere “Bakııın, kısa zamanda yaptık!” denilerek bir “Aferin” almak olduğundan. Kötü tasarımlı ve neredeyse kullanılamaz durumdaki ürünler ya o “Aferin”den sonra unutuluyor, ya da toparlama safhası başlıyor. Sıralı yapılsa Planla > Tasarla > Kodla > Dene > Geri Dönüşlerle Düzelt > Yayınla şeklinde gitmesi gereken süreç, onca analist, koordinatör, yazılımcı, başkanların arasından güdük ve (yazılım ağzıyla) buglı bir halde çıkıyor.

Sektördeyseniz şu an kafanızı sallayarak okuyorsunuzdur. Yok idareciyseniz “ne diyor bu düdük makarnası? Acaba bizde de mi böyle?” diye şüpheye düşmüş olabilirsiniz. O Aferin’i alan ama ara sıra da idarece kalaylanan ara yöneticilerdenseniz büyük ihtimalle dişlerinizi ve yumruklarınızı sıkmış durumdasınız. Telaşa gerek yok. Çözümü anlatacağım.

1:1 Mentorluk / Kurumsal Danışmanlık 🤙 Detaylar

Tasarıma, kullanıma, estetiğe, daha da önemlisi KULLANICI DENEYİMİNE hiç bakılmadan; “Aman şu iş hemen aradan çıksın da, bize bir söz gelmesin” denerek alelacele çıkarılan modüller ve özellikler projelerin en hafif tabiriyle ÇİRKİN olmalarına sebep oluyor.

Çirkin uygulama kullanılmıyor. Yazılımcının da emeği de boşa gidiyor.

afiyet olsun

Salla Başı Al Maaşı Yazılımcılık

Evet kötü bir başlık, kabul ediyorum. Ama bu tip yazılımcıları siz de tanıyorsunuz değil mi?

“Olmasa da olur”cular ve “Ortalığı bulandırma”cılar işte bu guruba giriyor. Niyetim Yazılımcılar ve Tasarımcılar diye 2 cephe açmak değil. ASLINDA TAM TERSİ için mücadele veriyorum.

Anlatayım:

Dirsek teması da değil, kolkola girerek çalışan bir çift yazılımcı ve tasarımcının neler yapabileceğini yaşamış – görmüş bir kardeşiniz – arkadaşınız – ağabeyiniz olarak size iletmek benim görevim. Küçük girişimler, basit ama tutmuş APP’ler, sadece yazılım veya sadece tasarım sayesinde bu başarıya ulaşmıyor. Farklı disiplinler bir arada işlediğinde cevher ortaya çıkıyor.

Yani eğer bu yazıyı okuyan siz sevgili dostum: Bir yazılımcıysanız; lütfen, eğer varsa tasarım ekibinizle biraz daha ilgilenin. Size “boşver, sen yaz” denilse bile, en azından bir fikir alın. Sonunda çıkan ürünle gurur duymak, maaşın vereceği maddi doygunluktan kesinlikle üstün olacaktır. Söz veriyorum!

Sevgili okur, eğer tasarımcıysanız; nezaketi elden bırakmadan süreçlere dahil olmaya gayret edin. Sizin eğitiminiz, tecrübeniz ve deneyiminiz dahil olduğunda iş daha iyi görünecek, daha kullanılır olacak ve sonuçta gururlanabileceksiniz.

birlikten kuvvet dogar

Sözü çok uzatmadan Gerçek Yöneticiler için şunu da eklemek istiyorum:

İsviçre Çakısı veya Tek Yüzük peşinde haftalarca ilan açıp, didik didik özgeçmişleri incelemektense, orta seviye – ama iletişimi güçlü bir hibrit ekip kurmanız çok daha doğru olur. Beraber gelişen ve birbirinden güç almanın değerini anlatan ekibiniz, sizi – şirketinizi – kurumunuzu – biriminizi hayal ettiğinizden de hızlı şekilde tepeye taşıyacaktır. Buna inanın.

Sektör bu tarz ekiplerin başarı hikayeleriyle dolu.

Sevgilerle.