Agile Çalışmak ve Aceleye Getirmek Üzerine..

Agile’a dönüşemedik değil mi? Olmadı.

Aslında işleri mikro parçalara bölmek, böldüğümüz her bir parçayı ekip olarak eforlamak, ekibin performansını ölçümleyip her sprintte yapabileceğimiz maddeleri belirlemek ve her Sprint sonunda test edilebilir bir ürün ortaya çıkarmak şeklinde saydığımızda kulağa ne kadar hoş geliyor.

Oysa biz sabah ekibi bir arada tutacak scrum toplantılarına gelemedik,
Her bir story için bile dokümantasyon yapmamız, onu açıklamamız ve test kritelerini belirlememiz gerekirken sadece ekran görüntüsü attık,
Sprintlere aradan bol bol iş ekledik,
Ölçümlerken her bir story için bizim verdiğimiz puandan farklı puan verenlerin altında başka nedenler aradık,
Aslında ekibin içinde teknik olarak en iyi yazılımcıyı sen yönetici ol diye scrum master göreviyle harcadık,
Sprint sonunda çalışan bir yapı ortaya çıksın yerine çalışsın da nasıl çalışırsa çalışsın yaklaşımını getirdik,
Tasarımcımıza bunu yapmak için vaktimiz yok cevabını vermekten yorulduk,
Ürünümüz kullanıcılar ile test edilmeye bir türlü hazır olamadı vs. vs.

Olsun niyet önemli.

Burada elbette “bir kavramın daha içini boşalttık” eleştirisi yok. Birlikte çalışmaya açık, ölçümlenebilir, modüler bir çalışma yönteminin çok daha iyi uygulanabilecekken yanlış beklentiler ve yaklaşımlar nedeniyle bu şekilde uygulanmasına üzülüyoruz.

Agile süreçler bize hız kattığı kadar, hatta ondan daha fazla, esneklik ve ölçümleme imkanı sağlıyor. Yeter ki siz isteyin, bu esnek yapının içine kullanılabilirlik ve kullanıcı deneyimi süreçleri her şekilde dahil olabiliyor.

Agile Gerçekten Verimli Mi?

Güç savaşları, bir üste kendini gösterme isteği, ego tatmini vs. gibi çeşitli sebeplerden, bize işler “ÇOK ACELE” başlığıyla gelebilir. Gerçekçi olmayan deadlinelara bir şekilde, aba altından gösterilen sopalarla, zorlanabiliriz. Yönetim kademesinin burada anlaması gereken – ve ısrarla görmezden geldikleri veya kaçırdıkları – bir nokta var; o da aceleye getirilen işler sonunda ürün ortaya çıksa da; kalitesiz, bol hatalı ve en kibar tabiriyle “defolu” olacaktır.

Agile çalışma, sprintlere bölme, iş takibi, performans analizi gibi işten çok iş takibini amaçlayan çalışma metodları da üst yönetimlere güzel raporlar vermeyi kolaylaştırsa da, genel resme bakıldığında İŞİ kötürüm bırakan yöntemler olmaya devam ediyor.

Steve Krug’a göre bir ürün geliştirme sürecinde her ay sadece 1 gününüzü ayırarak bile ciddi iyileşme kaydedebiliyorsunuz.

Siz ne dersiniz?

Bu konudaki tecrübelerinizi paylaşır mısınız?

 

 

Bu yazının bir kısmı Userspots'un izniyle - 2020 UX Trendleri derlemesinden alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir